• Türkçe
  • English (United Kingdom)

Azerbaycan ve İran Arasındaki Diplomasi Savaşı

Natıg SAMEDOV

Qafqaz Üniversitesi Öğrencisi- Azerbaycan

TASAM stajyeri

Azerbaycan ve İran aynı bölgede yüzyıllardır varlığını sürdüren iki komşu ülkedir.   Bu iki ülkenin hem karadan hem de Hazar denizi üzerinden bağlantıları mevcuttur. Aynı coğrafyayı yüzyıllardır paylaşan bu iki ülke son zamanlarda bir takım siyasi krizler yaşamaktadır.

Aslında İran ile Azerbaycan arasındaki bu tür siyasi krizler tarihi köklere dayanır. Şöyle ki, Azerbaycan tarih boyunca devamlı olarak Farslarla çatışma halinde olmuştur. Tarihi Azerbaycan devletleri olan Atropates Krallığı ve Arnavutluk M.S 3. yüzyılda İran Sasani Devleti tarafından işgal edimli ve böylece Azerbaycan Fars hükümranlığı altına girmiştir. Ama bu hükümranlık 643 yılında Arapların Azerbaycan’ı işgal etmesiyle son bulmuştur. Fakat Safevî İmparatorluğu’nda Nadir Şah döneminde resmi dil Azerbaycan Türkçesi Farsçayla, çoğunluğu Azerbaycan Türkü olan devlet üyeleri ise Farslarla değiştirilmiş ve Azerbaycan Türklerine karşı baskı politikaları uygulanmıştır.

XIX. yüzyılda hanlıklar şeklinde yönetilen Azerbaycan, kuzeyden Çar Rusya’sı, güneyden ise İran tarafından işgallere maruz kalmıştır. Sonraki yıllarda bu savaşlar Azerbaycan topraklarında yıllarca süren Rus-İran savaşına dönüşmüş, bu savaş Gülistan ve Türkmençay anlaşmalarıyla son bulmuştur. Fakat çok acı ve derin bir iz bırakan bu savaşlar Azerbaycan’ın ikiye bölünmesine neden olmuştur. 1828 yılında imzalanan Türkmençay anlaşmasına göre Aras Nehri’nin kuzeyi ve Lenkeran bölgesi (180 bin km kare) Rusya’ya, Aras Nehri’nin güneyi, Lenkeran bölgesi hariç (280 bin km kare) İran’a bırakılmıştır.

Azerbaycan’ın bu savaştaki tek kaybı paylaşılan toprakları olmamıştır. Toprakların yanı sıra Nehrin güneyinde kalan, o dönemde sayıları 20 milyon civarında olan ve günümüzde yaklaşık 30 milyona ulaşan Azerbaycanlı nüfusu kaybetmiştir. “İran Azerbaycanlısı” dediğimiz ve Azerbaycan Türkçesi konuşan bu nüfus İran’ın %46’sını, dünyadaki Azerbaycanlılarının ise %70’ini kapsamaktadır.

İran–Azerbaycan arasındaki sorun Sovyetler döneminde Rus–İran sorunu olarak değerlendirilmiş ama 1991 yılında Azerbaycan’ın tekrar bağımsızlığını kazanmasıyla Azerbaycan-İran polemiği tekrar gündeme gelmiştir. Bu tarihten itibaren Azerbaycan’la İran arasında diplomasi savaşı başlamıştır.

Azerbaycan–İran arasındaki sorunların başında paylaşılamayan Hazar petrolleri gelmektedir. 1991’e kadar Hazar petrolleri sadece Rusya ve İran arasında paylaşılıyordu. Ama 1991’de Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla Hazar petrollerinde pay sahibi olması ve Türkiye ve Batı yönlü enerji politikaları izlemesi İran’ı oldukça rahatsız etmektedir. Azerbaycan’ın 1994’te Bakü – Tiflis – Ceyhan Petrol Boru Hattı anlaşmasını imzalaması İran’ı iyice çileden çıkarmıştır. Azerbaycan petrolünün Batılı şirketler tarafından çıkartılıp tekrar Batı’ya satılmasının, Batı ülkelerini Azerbaycan’da söz sahibi haline getirmesinden korkan İran, Azerbaycan’ı bu politikalarından vazgeçirmek için kendi yararına alternatifler sunmuş ama Azerbaycan kabul etmemiştir. Buna karşılık İran yönetimi Mayıs 2006’da Türklere karşı hakaret edici pankartlar hazırlatmış ve İran’daki Azerbaycanlılara karşı silahlı eylemlerde bulunmuştur.

Azerbaycan ile İran arasındaki diğer tartışma konusu ise bölge güvenliğini sürekli tehdit eden Dağlık Karabağ konusundur.

Daha savaş bitmeden 1992’de İran, Azerbaycan ve Ermenistan arasında ara buluculuk yapmak istemiş ve Tahran’da ateşkes anlaşması imzalanmıştır. Ama bu ateşkes anlaşmasından birkaç gün sonra Ermenistan Lâçin şehrini işgal etmiş ve Azerbaycan’ın İran’a, Dağlık Karabağ konusundaki güveni sarsılmıştır.

Bakü–Tiflis–Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın 2006’da açılması ve ilk sevkiyatın yapılması ile birlikte İran’ın Azerbaycan’a karşı uyguladığı politikalar değişmiş ve İran Ermenistan’la ilişkilerini geliştirmiştir. 2007’de Ermenistan’a doğal gaz satışına başlayan İran, Azerbaycan’ı kanayan yarası olan Karabağ üzerinden vurmuştur. Hatta daha da ileriye giderek, Ermenistan’a her fırsatta silah satmış ve bu ülkeyi, özellikle de Karabağ Ermenilerini Azerbaycan’a karşı kışkırtmıştır. Dağlık Karabağ sorunun çözümüne sıcak bakmayan İran sürecin savaşa dönüşmeden mümkün olduğu kadar uzatılmasından yana bir tavır sergilemektedir. Çünkü Dağlık Karabağ sorunu çözülürse –yani işgal biterse– Ermenistan silahlı güçleri bölgeden çekilecek ve bölgedeki halkın güvenliği için buraya NATO veya BM Barış Gücü sevk edilecektir. Yanı başında Amerikan askerlerinin varlığını istemeyen İran bu yüzden işgale göz yummakta kararlı gibi gözükmektedir. Dahası, Dağlık Karabağ işgalinin sürmesinin Azerbaycan’ı kendisine bağımlı kılacağı kanaatine varan İran, Ermenistan’ı Azerbaycan’a karşı ayakta tutmak için söz konusu ülkeye hem silah hem enerji hem de gıda desteğini sürdürmektedir.

Tüm bu yaşananlara rağmen İran 2010 Şubat ayında Azerbaycan’la vizeleri kaldırmış ve Azerbaycan’ın da aynı şekilde karşılık vermesini istemiştir. Fakat Azerbaycan İran’la vizelerin kaldırılmasına sıcak bakmadığı için sorun hala sürmektedir.

Azerbaycan’ın Türkiye ile vizeleri kaldırmasına da karşı çıkan İran, bazı resmi olmayan kaynaklara göre - İran yönetimi “eğer Azerbaycan Türkiye ile vizeleri kaldıracaksa aynısının İran’a da uygulamasını talep etmiş, aksi takdirde Azerbaycan’la Nahçıvan arasındaki kara bağlantısını keseceği”-  yönünde tehditler savurmuştur. Zaten her problem çıktığında bu Nahçıvan – Azerbaycan kara yolu kapatılmakta, araçlar saatlerce yollarda kalmakta, kamyonların geçişine izin verilmemekte ve pazarlara gidecek mahsuller yollarda bozulmakta; durumun normale dönmesi için her seferinde Azerbaycan hükümeti ile masaya oturması gerekmektedir.

Azerbaycan–İran arasındaki ilişkiler son dönemde daha da gerilmiştir. Azerbaycan’da İran’la gizli bağlantısı bulunan iki kişinin tutuklanması üzerine iki ülke arasındaki kriz doruk noktasına ulaşmıştır. İran Genelkurmay Başkanının 9 Ağustos 2011’de Fars Haber Ajansı’na verdiği demeçte Azerbaycan’ı “Aran”, Azerbaycan halkını ise “damarlarında İran kanı dolaşan İranlı” olarak adlandırması ve daha sonra ise İran basınında Azerbaycan halkına ve Azerbaycan’ın milli çıkarları ve güvenliğine karşı asılsız bilgilerin yayınlanması üzerine Azerbaycan hükümeti, İran Bakü büyükelçisi Memmedbağır Behrami’yi Azerbaycan Dışişleri Bakanlığına çağırmış, İran Genelkurmay Başkanı’nın ve İran basınının Azerbaycan hükümetine ve halkına yönelik bazı asılsız ifadeler kullandığı gerekçesiyle İran’a nota göndermiştir. Genelkurmay Başkanı’nın bu ifadelerine baktığımız zaman İran’ın Azerbaycan’a karşı toprak iddiasında bulunduğu aşikardır.

Aslında İran’ın bu toprak iddiaları tarih boyunca devam etmiştir. Tarihi Azerbaycan topraklarının 280 bin km karesi hala İran’ın yönetimi altındadır.

Ama bardağı taşıran son damla İran Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi’nin 16 Ağustos 2011 tarihinde düzenlediği basın toplantısında Azerbaycan’ı üstü kapalı tehdit etmesi olmuştur. Basın toplantısında konuşan İran Genelkurmay Başkanı ‘Azerbaycan’ın İslami kurallara göre yönetilmesi ve İslam devletlerine daha yakın olması gerektiğini’ söyleyerek Azerbaycan’ın İsrail’le mevcut ilişkilerini işaret etmiş, ‘aksi halde, Azerbaycan hükümeti halkının uyanışını bastıramayacağı için karanlık bir gelecekle karşı karşıya kalacak’ demiştir.

Peki Azerbaycan’ın ne yapması gerek İran’ı memnun etmek için?

Sırf İran istemediği için Azerbaycan bu güne kadar İsrail’e büyükelçi atamamıştır. Buna karşılık Mahmud Abbas’ın 2011 yılında Azerbaycan’a ziyareti sırasında Bakü’de Filistin Büyükelçiliği  Binası’nın açılması da, görünüre bakılırsa İran’ı hala memnun etmemiştir.

Aslında İran–Azerbaycan ilişkisi iki asi kardeşin bir biri ile olan ilişkisine benzemektedir. Çünkü İran hükümeti ne kadar sonunda Azerbaycan’ı dize getireceği düşüncesiyle Ermenistan’la yakınlık kuruyorsa da,  ülkesindeki 30 milyon Azerbaycanlı nüfusunu hiçe sayarak Azerbaycan aleyhine ciddi adımlar atarak daha fazla ileriye gidemez. Dahası ABD başta olmakla tüm Batı tarafından İran’a karşı “bölgede yalnız bırakılma” politikası uygulanmaktadır. Bu politikaya İran’ın kullanabileceği tek ülke ise Azerbaycan’dır. Böylece İran bir bakıma Azerbaycan’a muhtaçtır. Azerbaycan’la ilişkilerin koparılması, Batı’nın ekmeğine yağ sürmüş olacaktır. Ayrıca İran’da Azerbaycanlı nüfusunun çok olduğu Doğu Azerbaycan Eyaleti’nin doğal gaz ihtiyacı Azerbaycan gazı ile karşılanmaktadır. İran’ın Azerbaycan’la ilişkileri ciddi anlamda zarar görürse, İran hem gerçek anlamda bölgede yalnız kalma tehlikesiyle karşı-karşıya kalır hem de kuzey bölgesinin ihtiyacı olan gaz için zor duruma düşebilir.

Azerbaycan açısından bakıldığı zaman, Azerbaycan’ın Nahçıvan’a tek kara yolu İran’dan geçmektedir. İran Azerbaycan için bölgedeki en önemli pazarlardan biridir. Dahası Dağlık Karabağ’ın çözümü için azda olsa İran’a umut vardır.  En önemlisi Azerbaycan İran’a karşı attığı her adımda bu ülkedeki 30 milyonluk Azerbaycanlı nüfusu düşünmek zorundadır. 2006’da Azerbaycan’ın Batı yanlısı politika izlediği için İran’da yaşayan Azerbaycanlılara karşı kanlı eylemlerin tekrar yapılmaması için Azerbaycan İran’a karşı her politikasında düşünmesi gerek.

Kısacası bu iki ülkenin ilişkileri “ne seninle ne de sensiz” politikasıyla yürütülmektedir.

Kaynaklar:

İrandan Azerbaycan’a Üstü Kapalı Tehdit” – Hürriyet Gazetesi 17 Ağustos 2011 “FARS” Haber Ajansı - http://www.hurriyet.com.tr/planet/18508032.asp.
dtfkeo
  • Türkçe
  • English (United Kingdom)